Skip to main content
.

KİM ALLAH İÇİN BİR YOL ARIYORSA ALLAH ONA YOL VERİR

By 9 Kasım 2025No Comments

İmanın şartları vardır 6 tane, biliriz. Birçok yere bakınız birinci şart olarak “Allah’a inanmak” yazar. Bu hristiyanlarda da yahudilerde de öyleyse bizim farkımız ne acaba? İmanın birinci şartı hristiyanlarla ve Yahudilerle aynı olabilir mi?

Düşünün evde yemeği anneniz yapıyorsa o, eşiniz yapıyorsa o; uğraşmış, gitmiş alışverişini yapmış, kuyruklara girmiş, taşımış, beli ağrımış, omzu ağrımış, ayağı şişmiş… Siz eve girince hemen yatağa girersiniz, o mutfağa girmek zorunda! Mutfağa girdi, yemeği yaptı. Oldu ya bir şey ters gitti diyelim, yemek için mırın kırın edip bir de laf söylediniz. Bu durumda incinmez mi o? Tamam, Allah razılığı için yaptı ama incinmez mi? Kalkıp “Ne inciniyorsun, Allah için yaptıysan?” denir mi? Evet, doğru ama o işi Allah rızası için yaptı diye sen nazik olmayacak mısın, bir teşekkür etmeyecek misin, bir yanlışlık varsa örtmeyecek misin? Bir yemek için böyle düşünüyoruz ya, şimdi imanı kusursuz, mükemmel, muhteşem bir yemek gibi düşünün; zaten öyle bir rızk bizim için.

“İnsanların en fazla çilesini nebi ve rasuller çekmiştir, onların içerisinde de en fazla ben çektim” diyen zatın getirdiği imana “Allah’a inanmak” diye yaklaşırsanız imanı getirene bir bakın şimdi; o imanı getireni incitir misiniz, incitmez misiniz?

Ben size öyle demedim ki der; “O yahudilerin, hristiyanların işi. Ben size Amentü Allahe demedim, Amentü Billahi dedim, Billahi anlamda iman edeceksiniz” dedim. Dolayısıyla imanın birinci şartı Allah’a Billahi anlamda iman etmektir. Eğer siz Billahi Anlamda İman etmiyorsanız, doğrusal veya düzlemsel düşüncenin dışına çıkamazsınız, mümkün değil. Çünkü üç boyutlu düşünebilme sınırına girebilmenin şartı önce Billahi Anlamda İman sahibi olmaktır.

Peki, nedir o? Ne yaptın ki Billahi Anlamda İman sahibi oldun? Dunihi algı ve zannlarının asılsız olduğunu, yok hükmünde zannlardan ibaret olduğunu fark ettin. Duymuştun değil! Fark ettin! Bu dunihi algı ve zannları asılsız, bunlar yok hükmünde zannlar dedin. İşte sen onu fark edip ondan sıyrılınca, beynin daha önce tertip aldığı düzlemsel düşünme tarzı BOYUT kazanır. Ancak dunihi algı ve zanlarını fark edip reddedersen!

Tabi, “Reddettim” demek nasıl bir halse onu yaşamalısın. Mesela sigara içmeyi reddettim diyorsun ama elinde sigara var, olmaz! Hem sözle hem de gayretle yani fiille o işin içine girersen o zaman senin alıştığın ama farkında olmadığın düşünme yeteneğin var ya, dünyada en fazla yakalayabileceğin düzlemsel düşünme tarzın, düzlemsel düşünme yeteneğin var ya işte o boyut kazanmaya, gerçek manada derinlik kazanmaya başlar. Böylece iki boyutlu olan düşünme tarzın üçüncü boyutu yakalamış olur. Tamam yakaladın sonra? Hayat tarzınla onu yaşadıkça, dunihi algı sende silindikçe ve Billahi Anlamda İman da yükseldikçe, bir silüet gibi olan bu üçüncü boyut koyulaşır, belirginleşir ve daha da derinleşmeye başlar, gittikçe şekillenir.

Dunihi algı ve zannları kişide geri dönüşsüz silinirse, yani bir daha o hale girmeyeceğin şekilde silinirse üç boyutlu düşünme yeteneği o zaman tam gerçekleşmiş olur. Dunihi algı ve zannları tam silinse kişiden ne kalkar? İLAHLIK HİSSİYATI kalkar.

Senden ilahlık hissiyatı kalkar kalkmaz Allah sana DOSTUM der.

İlahlık hissiyatı geri dönüşsüz kalkarsa böyle olur. Billahi Anlamda İmanı beyan ettin ve ilahlık hissiyatından kurtulmak için de bir hayat tarzı oluşturduysan, sen Allah’ın “DOSTUM” diyeceği adaysın demektir. Eğer İlahlık Hissiyatını silmeyi dünyada yaşarken başarırsan, yaşarken Rabbim sana DOST muamelesi yapar. Hayatın boyunca böyle uğraştın ama tam silemeden vefat ettin, Rabbim kuluna o kadar vefalı ve merhametlidir ki mahşerde senin noksanını tamamlar, siler ve yine sana DOSTUM der. Fatır Suresi 32; bu ayeti çok sık söylüyoruz. Hem ayet var hem de bu ayeti açıklayan çok sahih bir hadis var.

Üç boyutlu düşünebilme tarzı bu söylediğimiz şekilde tam gerçekleşirse yani eğer bir kişi Billahi Anlamda İmana girmiş ve ilahlık hissiyatından kurtulabilmek için bir hayat tarzı oluşturmuşsa, Billahi Anlamda imana girmek Kur’an’ın bahsettiği imandır; ilahlık hissiyatından kurtulmak için bir hayat tarzı oluşturmak da salih ameldir. Salih amel yanlış tarif edilmesin! Salih “uygun” demektir, salih amel “uygun amel” demektir; neye uygun amel yapıyorsun? Bir şey olacak ki ona uygun amel yapasın; imana uygun amel yapıyor olmalısın. Uygun amel yapacağın iman yok ama sen onun ameliyle meşgulsün, böyle bir şey olabilir mi, böyle bir şey gerçekleşebilir mi?

Önce Billahi Anlamda İman!

Sonra ilahlık hissiyatından kurtulmak için oluşturacağın hayat tarzı!

İşte iman ve salih amel budur. Kur’an’da özellikle iki ayette çok açık olarak var; “Billahi Anlamda İman edenler” ve bu söylediğimiz şekilde salih amelle meşgul olanlara Allah cennetini vaad ediyor; bu Allah’ın vaadidir. Ve Allah vaadinden caymayandır.

İşte kişi Billahi Anlamda İman ile beraber bu konuları da böyle bilirse, Billahi Anlamda İman ile beraber onun kalbinde bir dürtü başlar; ilerler, ilerler, daha ileri gider, kalbini zorlar. Zaten o zorlamayla da kişide büyük bir heves, bir motivasyon oluşur. Üçüncü boyutta düşünebilen birisi ilahlık hissiyatından tam sıyrılırsa aynı şey onda da başlar; ileri, ileri, daha ileri diye onun kalbi zorlanır. Kalbin zorlanması aklın zorlanması demektir; akıl daha ortaya çıkabilmek ister çünkü imanla ortaya çıkabileceği BİR YOL buldu. Aklın ortaya çıkması Allah’ın nurunu tamamlaması demektir. ALLAH NURUNU ELBET TAMAMLAYACAK! Bu emir gereği akıl bir yol bulup ortaya çıkmak ister, Allah’ın nuru tamamlansın ister. İşte onun önünü tam açabilmiş kişilerin ismi LÜB SAHİPLERİdir; Lüb Nuru sahibi oldukları için, Lüb Aklına sahip oldukları için! İşte o zaman üçüncü boyutta düşünen kişi tam olarak üçüncü boyutu düşünebilen gerçekliği yakalayınca kalbi onu dördüncü boyuta doğru iter, motive eder, böylece o dördüncü boyutta düşünebilmek için çare arar, yol arar.

Kim Allah için bir yol arıyorsa Allah ona yol verir!

Elhamdülillah Rabbil alemiyn…

M. YILMAZ DÜNDAR

Düşünme Tarzları YouTube Canlı yayınından